Heyecanlı bekleyiş sona erdi. Bebeğiniz artık kucağınızda. Şimdiye kadar bebek sağlığı hakkında belki çok şeyler okudunuz, öğrendiniz ancak şimdi yazılanların bir kenarda kaldığı, öğrenilenlerin unutulduğu işte o an. Bebeğinizin ilk günleri, bakımı, beslenmesi, aşıları ve en sık karşılaşılan sorunlarla ilgili olarak hazırladığımız bu bölümde birçok sorunun cevabını bulacaksınız. Bebeğinize özel sorunlarınız için doğumunuza katılan çocuk hastalıkları uzmanınızı arayabilirsiniz. Bebeğiniz ile birlikte sağlık ve mutluluk dolu yarınları kucaklamanız dileği ile gözünüz aydın olsun. Aklınıza takılan, sormak istediğiniz sorularınızı lütfen bizlerle paylaşın. Bebeğinizle birlikte sağlıklı ve mutlu yaşayın.
Bebeğinizin İlk Günleri
Bebeğiniz doğar doğmaz çocuk hastalıkları uzmanı ve bebek hemşiresi tarafından karşılanır. İlk nefesini almasında ona yardımcı olmak için solunum yollarındaki salgılar temizlenir. Bebek bakım odasına alınan bebeğinizin ilk aşısı olan Hepatit B aşısı ve yenidoğanın kanama hastalığından bebeğinizi korumak için K vitamini bacaktan enjeksiyon yoluyla yapılır. Koruyucu amaçla gözlerine antibiyotikli göz damlası damlatılır. Bebeğinizin güvenliği için ayak izi alınır ve koluna kimlik bilgileri takılır. Bebek dostu olan hastanemizde bebeklerin yeri annelerinin yanıdır prensibine uygun olarak mümkün olan en kısa sürede bebekler annelerinin yanına verilir ve ilk emzirme gerçekleştirilir.
Odası nasıl olmalı?
Çevre ısısındaki değişiklikler yeni doğan açısından çok önemlidir. Doğumdan sonraki ilk günlerde normal miadında doğmuş sağlıklı bebeklerde dahil tüm yeni doğanlar çevre ısısı değişikliklerinden çok çabuk etkilenirler. Bu nedenle bebek ısısı 22-24°C arasında olan temiz, havalandırılmış odada bulundurulmalıdır. Bebek soba, kalorifer gibi ısı kaynaklarına çok yakın yatırılmamalı, cereyanlı ortamda bırakılmamalı, giysileri oda sıcaklığına ayarlanmalıdır. Bebeğin anneyle aynı odada kalması aralarındaki duygusal bağın gelişimi, güvenlik ve emzirmenin devamlılığı açısından önemlidir ve tavsiye edilir. Bebeğin rahat uyumak için minik bir karyola veya beşiğe ihtiyacı vardır. Temizliği kolay yapılabilen, güneş gören ve rahat havalandırılabilen bir odada kalması tercih sebebidir. Bebeğin bulunduğu EVDE kesinlikle SİGARA İÇİLMEMELİDİR!!!
Bebeğinizi nasıl tutacaksınız ?
Boyun kasları henüz yeterince güçlü olmadığından bebek üç aylık olana kadar başını dik tutamaz. Bebek kucağa alındığında sırtını ve başını desteklemelisiniz.
Ayaklı bebe küveti
Küvet için file
2 adet havlu
Bebe şampuanı ve sabunu
Banyo süngeri
Su için kova ve su dökme kabı
Termometre
Bebeğin altı kirliyse önce alt temizliği yapılmalıdır. Daha sonra ellerinizi iyice yıkayarak banyosuna başlayın. Banyo odası ve suyun sıcaklığını ayarladıktan sonra, bebeğinizin başına ve boynuna bir elinizle destek olup filenin üzerine yatırın. Diğer elinizle yıkamayı yapacaksınız. İkinci kişide suyu yavaş yavaş dökerek size yardımcı olmalıdır. Unutmayın ki suyun ısısı, sizin panik yapmamanız ve suyun bebeğe yavaş ve alıştırılarak dökülmesi onun banyo yapmaktan hoşlanmasına neden olacaktır. Banyoya bebeğinizin vücudunun ön yüzünü yıkayarak başlayın, daha sonra dikkatlice yüzüstü çevirerek sırtını yıkayın. Bebekler başlarından en fazla ısı kaybettikleri için, en son olarak da başını yıkayın. Kulaklarına su kaçırmamaya dikkat edin.
Bebeğinizi küvette yalnız bırakmayın!!!
Vücudu için bebe sabunu ve bebe süngeri, başı içinde bebe şampuanı kullanınız. Yeni doğan bebeklerin banyo süresi yaklaşık 3-5 dk. dır. Bebeği büyük bir havluya koyup, üzerini giydireceğiniz yere götürün ve hemen ıslak ilk havluyu uzaklaştırıp bebeği ikinci havluya sarın. Yumuşak hareketlerle kurulayın, yağlayın ve giydirin. Haftada 2 kere bebeğinizi yıkamanız, diğer günlerde de silmeniz yeterlidir. Ancak sıcak havalarda her gün yıkamanız önerilir. Bebeğin ayak ve el tırnaklarının banyodan sonra yumuşamış haldeyken kesilmesi daha kolay ve doğrudur.
Bebeğinizin silme banyosunda dikkat etmeniz gerekenler...
Eller
Çevredeki insanlar bebeği severken en çok ellerine dokunurlar. Mikroplarda en kolay bu yolla bulaşır. Çünkü bebek sık sık elleriyle gözlerini ovuşturur ve parmaklarını ağzına sokar. Bu yüzden her gün yeni bir bezle bebeğin elleri sabunlanıp durulanmalıdır. Elleri açılarak kıvrımları ve parmak araları dikkatle temizlenmelidir. Sokakta ve acil durumlarda ıslak mendillerden faydalanabilirsiniz.
Yüz ve boyun
Süt artıkları bebeğin yüz ve boyundaki kıvrımlarına gizlenebilir. Boyun bölgesi hava almadığı için çabuk tahriş olabilir. Bebeği alnından başlayarak tek tek boyun kıvrımlarını açarak bebe sabunuyla yıkanmış bir bezle silip, arkasından durulayıp, son olarak kurulamalısınız.
Gözler
Bebeğin gözünden gelebilecek akıntıların temizliği için, kaynamış ılıtılmış suya batırılmış steril gazlı bez veya yıkanıp ütülenmiş tülbent kullanabilirsiniz. Temizleme işlemi içeriden dışarıya doğru, gözün burun tarafından şakak tarafına doğru yapılmalı ve her göz için ayrı bez kullanılmalıdır.
Kulaklar
Kulaklar çok hassas olduğu için asla diplerine kadar temizlemeye çalışılmamalı ve içine bir şey sokulmamalıdır. Sadece kulağın arkası ve kepçe kısmının iç kıvrımları silinmelidir. Asla pamuklu çubuk kullanılmamalıdır. Kulakları da, yüz- boyun temizliğindeki gibi silmeli, durulamalı ve kurulamalısınız.
Vücudu
Bebeğinizin gövdesini de ılık sabunlu suyla silip, durulayıp, kurulamanız yeterlidir. Özellikle koltuk altları rahat hava alamadığı için çabuk tahriş olabilir. Kıvrım yerlerinin iyice silindiğinden emin olunmalı, aynı şekilde ayakları da elleri gibi tüm parmakları tek tek açılarak silinmelidir. Oda ısısı ayarı normal banyosu gibidir ve silme işlemi de belli bir düzen içinde ve çabuk yapılmalıdır.
İlk bir hafta içinde sık karşılaşılan problemler?
Konak
Bebeklerin başında egzamanın bir çeşidi olan konak oluşabilir. Yeni doğanlarda sık rastlanır. Bakımı için önce başa zeytin yağı veya bebe yağı sürülüp 30 dk. beklemeli, banyo öncesi saçları taramalı ve arkasından banyosunu yaptırmanız yeterlidir.
Sarılık
2-3. günlerde başlayan, 10-14. güne kadar devam edebilen sarılık yeni doğanlarda normaldir. Ancak ilk gün başlayan, 14 günden uzun süren veya tüm vücudunda belirgin derecede sarılık olduğunda mutlaka doktora başvurmalısınız. Sarılığı sizin gözle farketmeniz zor olabilir, bebeğinizin ilk hafta içinde mümkünse dördüncü günde doktorunuz tarafından görülmesini öneririz. Zamanında fark edilen sarılıklar fototerapi ile tedavi edilebilirken geç fark edildiğinde kan değişimi gerekebilir.
Pişik
Bebeklerde bezle örtülü alanda kızarıklık sık karşılaşılan bir durumdur. İdrar-gaita ile bulaşık ve hava almayan sürekli ıslak bir ciltte hijyeni sağlamak kolay olmayacaktır. Bu amaçla pamuk ve su kullanmanız ve doktorunuzun önereceği bir koruyucu pişik kremini altını her değiştirdikten sonra ince bir tabaka halinde sürmeniz önerilir.
Gözde sulanma, çapaklanma
Göz yaşı kanalının tıkanıklığı veya doğum kanalından alınan enfeksiyonlar yeni doğan bebeklerin gözlerinde sulanma ve çapaklanmaya neden olur. Tedavisinde antibiyotikli damlalar ve göz pınarının seyri boyunca masaj yapılması önerilir.
Doymama
Bebeğinizin doyup doymadığının en kesin göstergesi tartı almasıdır. Eğer haftada 150gr'dan fazla kilo alıyorsa anne sütünüz yeterlidir. Her hafta bebeğinizi tartma fırsatınız olmayabilir. Bu durumda sütünüzün yeterli olup olmadığını nasıl anlarsınız? Eğer bebeğiniz emerken yutkunma sesi geliyorsa, bezini bolca ıslatıyorsa sütünüz yeterlidir. Bu konuda herhangi bir endişeniz olduğunda lütfen formül mamalara başvurmadan önce hekiminize danışın.
Vajinal kanama
Kız bebeklerde yaşamın ilk günlerinde anneden bebeğe geçen hormonlar etkisiyle, vajenden kanlı ve müküslü akıntı gelebilir. Normal bir durum olup, birkaç gün sonra ortadan kalkar.
Pembe bez
İlk haftalarda bebeğinizin bezinde pembe renk görmeniz halinde kanama mı var endişesine kapılmayın. Her iki cins bebekte de gözlenebilen bu durum idrar ile aşırı atılan ürik asit kristaline bağlıdır ve normaldir. Ancak kırmızı renk görürseniz, bebeğiniz huzursuzsa doktorunuza mutlaka danışın.
Gaz Çıkarma
Beslenme sırasında yutulan havanın dışarı çıkarılması gerekir.
Beslenmenin ortasında gazını çıkarıp, beslenme sonunda yine gazını çıkartabilirsiniz.
Bebeğinizi omzunuza veya kucağınıza yatırınız. Sırtını yavaşça sıvazlayın.
Bu sırada bebeğinizin ağzından biraz süt veya mama akabilir, bu normaldir.
BEBEĞİNİZİN BESLENMESİ
Her açıdan sağlıklı bir bebek sahibi olmak için bebeğinize İLK 6 AY SADECE anne sütü verin
Neden anne sütü ?
Bebeklerin normal büyüme ve gelişmelerini sağlayan en uygun besin anne sütüdür. İçeriği sabit olmayıp çocuğun yaşına, fizyolojik durumuna uygun bir değişim gösterir.
Dolayısıyla her annenin sütü kendi bebeği için en ideal olanıdır. Bu özelliklerinden dolayı da hiçbir mama anne sütünün yerini tutamaz.
Anne sütü verilmesinde herhangi bir engel yoksa ilk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir. Anne sütü ilk 6 ay tek başına yeterli bir besindir ve diğer gerekli besinleri de alması şartıyla 1-2 yıl devam ettirilebilir.
Anne sütü yaşayan bir sıvıdır
Kolostrum; Halk arasında ağız sütü de denen, annenin doğumdan sonraki birkaç gün boyunca ürettiği süttür. Koyudur, rengi sarımtırak veya berraktır. Miktarı az olsa da doyurucudur. Müshil işlevi görerek ilk kakanın yapılmasını kolaylaştırır. Bebeğin adeta ilk aşısı niteliğindedir. Enfeksiyonlara karşı koruyucu faktörleri en fazla içeren süt kolostrumdur. Bağırsağın olgunlaşmasına yardım eder.
Ön Süt; Öğünde en erken salınan süttür
Çok miktarda üretilir ve yüksek miktarda protein, laktoz ve diğer besinleri içerir. Bebek gereksinim duyduğu bütün suyu buradan karşılar. Anne sütü alan bir bebeğin ilave suya ihtiyacı yoktur.
Son Süt; Öğün sonunda salgılanan süttür. Çok miktarda yağ içerir. Bu yağ anne sütüyle alınan enerjinin tamamına yakınını karşılar. Doyurucu özelliği nedeni ile mutlaka bebeğe verilmelidir.
Olgun Süt; Doğumdan birkaç gün sonra üretilen süttür. Sütün miktarı artar; göğüsler dolu, sert ve ağır hissedilir.
Anne sütü ve emzirmenin başlıca yararları nelerdir?
Anne sütü bebeklerin normal büyümesi ve gelişimini sağlayacak en ideal yapıdadır. Hiçbir yiyecek ve içecek anne sütünün yerini tutamaz.
Anne sütü temizdir ve bebek için en uygun sıcaklıktadır.
Anne sütünün sindirimi daha kolaydır. Çok zengin gıda içeriğine rağmen, bebeklerin hassas sindirim sistemlerine uygunluk gösterir.
Anne sütü hastalıklardan koruyucudur. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal, alerjik hastalıklar, solunum yolu hastalıkları daha az görülür.
Anne sütü bağışıklık ile ilgili maddeler içerir ve bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde şeker hastalığı, astım, obezite, koroner kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların oluşma riskinin daha az olduğu görülmüştür.
İçerdiği uzun zincirli yağ asitleri sayesinde anne sütü ile beslenen bebeklerin sinir sistemi gelişimlerinin daha iyi ve zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir.
Emzirme bebeğin diş ve çene sağlığı için yararlıdır.
Anne sütü alan bebeklerde bağırsak hastalıkları ve kulak enfeksiyonları riski daha az olur.
Anne sütü ekonomiktir.
Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir.
İlk 6 ay içerisinde bebeklere anne sütü dışında su dahil hiçbir ek gıda verilmesine gerek yoktur. (Doktorunuz önermedikçe)
Anne sütü tüm organ ve sistemlerin büyümesini düzenleyen büyüme faktörü içerir.
Emme işlemi çocuğun psiko-sosyal gelişimine katkıda bulunmakta, anne ile bebek arasındaki olumlu ruhsal iletişime ve bebeğin duygusal gereksinimlerinin karşılanmasına yardımcı olmaktadır.
Anne sütü ve emzirme bebek için olduğu kadar anne için de önemlidir.
Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlama ile annede doğum sonrası kanamalar azalacaktır.
Ebeveynler için kolaylık sağlar. Her zaman hazırdır, ölçmek, karıştırmak veya ısıtmak gerekmez. Özellikle geceleri emzirme anneyi rahatlatır, annenin daha derin uyumasını sağlar.
Emzirme annenin vücudunun tekrar gebelik öncesi görüntüye dönmesine yardımcı olur. Emzirmek uterusun kasılmasını uyarır, küçülmesini sağlar.
Emziren anne gebelik boyunca aldığı kiloları daha rahat verir.
Emzirme, annede göğüs kanseri, over kanseri, rahim kanseri, osteoporozis (kemik erimesi) oluşum risklerini azaltarak annenin sağlığını korur. Emzirme bebeklerin ideal beslenmesini sağlayan doğal bir yöntemdir. Bunun da başarı ile yapılabilmesi için annenin kendisine güvenmesi, emzirme konusunda bilgi sahibi olması ve aile fertlerinden destek alması şarttır. Doğumdan sonra ilk emzirmede size yardımcı olacak hemşire ve ebelerimizi yanı başınızda bulacaksınız.
EMZİRME ÖNERİLERİ
Hatırlatıcı olması bakımından dikkat edilecekleri sıralarsak;
Bebeğinizi doğumdan sonraki ilk 1 saat içinde emzirmeye başlayın.
Dinlenin ve kendinize rahat bir ortam hazırlayın; eğer rahatsanız ve iyi destek sağlanmış ise bebeği tutmanız için ek enerji harcamanıza gerek kalmaz ve boyun, sırt ve omuzlara verilen basınç en aza inmiş olur.
Emzirmeden once ellerinizi mutlaka yıkayın
Bebeğinizi her istediğinde ve istediği kadar emzirin; uyanma ve hareketliliğin artması, memeye yönelme ve ağzı ile arama bebeğin acıktığının belirtisidir. Ağlama açlığın geç belirtisidir.
Bebeğiniz doyduğunu belli edecektir, ona inanın. Doyduğunda dudaklarını kapatır, yana döner, hatta uykuya dalar. Bazen de dinlenme arası verir. Bunları dikkatle takip etmelisiniz.
İlk aylarda sık emzirmeye hazırlıklı olun; ilk aylar için 8-12 kez emzirme gerçekleştirebilirsiniz. Bebeğinizin midesi küçük, büyüme ve gelişmesine bağlı enerji ihtiyacı fazla olduğundan ihtiyaçları ancak sık emzirme ile karşılanabilir. Sık emzirme sütünüzün miktarının artmasını sağlayacaktır.
Her beslemeden sonra bebeğinizin gazını çıkarın.
Meme başınızda çatlak olursa emzirmeyi kesmeyin. (Memeye tutturma tekniğinizi gözden geçirin.)
Bebeğinize önce bir memenizi verin ve 10 dk. emzirin, sonra diğerini verin. Bir sonraki emzirmeye bebeğin en son emdiği göğüsten başlayın.
Emzirme öncesi ve sonrası göğüslerinize krem, pomad türü bir şey sürmenize gerek yoktur. Günlük duş almanız veya günde bir kez göğüslerenizi sadece temiz suyla silmeniz yeterlidir. Süt birikimi olmuşsa banyo yapmanızı, dayanabileceğiniz sıcaklıkta havluyla göğsünüze kompres yapmanızı ve göğsünüzü sağmanınızı öneririz.
BEBEK NASIL EMER?
Bebeklerin sağlıklı büyümesi ve gelişimi için en uygun, en doğru beslenme yöntemi emzirmedir ve anne ile bebeğin sağlığı üzerinde çok özel biyolojik ve duygusal etkilere sahiptir.
Gebelik süresince göğüsler süt yapımı için hazırlanır. Emzirme isteği duyan, bilgili ve kendine güvenen her anne bebeğini emzirebilir. Anne olarak siz, duygusal açıdan emzirmeye hazırsanız, sütünüz yeterli olacaktır. Bu konudaki endişeniz sütünüzün azalmasına neden olacaktır. Bebeğinizi sık sık emzirerek sütün miktarını arttırabilirsiniz.
Bebeğin memeye tutturulması; Emzirme sırasında bebeğinizin doğru tutulması önemlidir. Doğru tutuş meme başı çatlaklarını önleyecek, bebeğin gazının olmamasına yardım edecek ve bebek için daha sağlıklı olacaktır. Bebeğin başının ve vücudunun aynı doğrultuda, düz bir hat üzerinde olması, burnu meme başının hizasında olacak şekilde yüzünün memeye bakması, annenin vücuduna yakın tutulması, bebek bir yeni doğansa yalnızca başı ve omuzlarının değil, poposundan da desteklenmesi önemlidir. Bebeğin doğru tutuluşuyla ilgili olarak hemşirelerimizden yardım isteyebilirsiniz. Göğsünüzü sağarak 1-2 damla sütü meme başına getirin, meme başını bebeğinizin dudaklarına değdirin, ağzını en fazla açtığı sırada tüm gövdesiyle bebeği memeye tutturun, asla bebeğinizin başını göğsünüze doğru itmeyin, buna çok kızarlar. Meme başıyla birlikte göğsünüzün kahverengi kısmının tamamına yakınını ağzıyla kavramasını sağlayın. Burun deliklerinin kapanmaması için baş parmağınızla göğsünüze hafif bastırırken diğer dört parmağınızla göğsünüzü alttan destekleyin. Eğer bebek memede uygun biçimde tutulmuyorsa iyi ememez ve annenin meme başları zedelenip acıyabilir. Bebeğin iyi emmesi için ağzıyla yalnız meme ucunu değil, etrafındaki kahverengi alanı da kavraması gerekir. Bebek memeye yaklaştırılırken, ağız mümkün olduğunca açık olmalı ve çene memeye dayanmalıdır. Bebeğin ağzını iyice açması için anne meme ucunu bebeğin alt ve üst dudaklarına değdirmelidir. Eğer bebek memeyi doğru olarak kavramışsa her emme işlemi sırasında çenesinin, bazen de kulaklarının hareket ettiği görülür. Bebek sürekli emmez. Kuvvetli emme hareketlerinden sonra kısa dinlenme aralıkları olur.Emerken şapırtı sesi duyulması ya da yanakların içeri çekilmesi genellikle bebeğin yalnızca meme ucunu emdiğini ve ağzıyla yeterince meme dokusunu kavramamış olduğunu gösterir.
Doğru Tutuş: Meme olabildiğince ağzı doldurmuş. Ağız tam açık. Çene memeye dayanmış. Alt dudak dışa doğru kıvrılmış ağız içinde yalnız meme ucu değil meme ucunun çevresi de bulunuyor.
Bebeğin yeterli süt alıp almadığı nasıl kontrol edilir?
Tartısını kontrol edin, en güvenli bulgudur. İlk 3 ay boyunca haftada 150 gr. veya ayda en az 600 gr. kilo artışı olmalıdır. Bebeğinizin idrar miktarını kontrol edin. Kullanışlı ve çabuk bir yöntemdir. Yeterli süt alan bebekler 24 saat içinde genelde en az 6-8 kez açık renkli idrar çıkarır. Günde 4-6 dan az, yoğun ve kokulu idrar çıkarıyorsa yeterli süt alamıyordur.
Çalışma yaşamına dönerken..
İşe başlamadan önce, sağılmış anne sütünü kapla bebeğinize vermeyi öğrenin.
Plastik saklama torbaları (özel olarak anne sütünün saklanması için üretilmiş) veya temiz toplama şişeleri kullanın.
Sağdığınız sütleri oda ısısında 4 saat, buzdolabında 8 saat, buzluk kısmında 3-4 ay, derin dondurucuda ise 6 ay süreyle saklayabilirsiniz. Buzdolabına koyduğunuz sütlere tarih yazarsanız ilk sağdığınız sütü ilk kullanmış olursunuz.
Saklanan sütü buzdolabında, ılık akan su altında veya ısı üzerinde su kaynatılan kapta biberon ile çözdürün. Hiçbir zaman mikrodalga fırın veya ateş üzerinde çözdürmeyin.
Anne Sütünü Sağmak
Emzirmenin başlatılması ve devamı için süt sağmanın yararlı ve önemli olduğu birçok durum vardır;
Tıkanık memeyi rahatlatmak
Tıkanıklığı ve süt birikmesini tedavi etmek
Çökük bir meme başından emmeyi öğrenene kadar bebeği beslemek. Emmeyi düzenlemede zorluk çeken bir bebeği beslemek.
Düşük doğum tartılı ve ememeyen bir bebeği beslemek
Anne ya da bebek hastaysa kalan sütü saklamak
Bebeğin çok dolu bir memeyi almasını kolaylaştırmak
Anne işe gittiğinde bebeği için süt bırakmasını sağlamak
Memeyi istemeyen bir bebeği emmekten hoşlanmayı öğreninceye kadar beslemek
Yeterli ememeyen hasta bir bebeği beslemek
Anne bebekten uzaksa süt akmasını önlemek
Gerektiğinde bunu yapabilmeleri için tüm annelerin sütlerini sağmalarını öğrenmeleri yararlı olur.
SÜT SAĞMA TEKNİKLERİ
Elle Sağma:
Elle sağma işleminin basamakları:
1.Basamak: Sağma işlemine geçmeden önce eller iyice yıkanır.
2.Basamak: Rahat bir yere oturduktan sonra parmak uçları ile yumuşak bir biçimde memeye dıştan içe, meme başının etrafındaki kahverengi bölgeye doğru masaj yapılır. Önceden ısıtılmış bir havlu memenin üzerine konulursa sütün akışı kolaylaşacaktır.
3.Basamak: Meme, baş parmak üstte, diğer parmaklar altta kalacak biçimde tutulur. Eğer meme büyükse bir el memenin üstüne, diğer el memenin altına gelecek şekilde tutulmalıdır. Hedef bölge meme başının etrafındaki kahverengi bölgenin gerisinde kalan alandır. Bazen süt dolu memede süt havuzcukları elle hissedilebilir. Süt havuzcuklarının bulunduğu bu alanın elle basınç yapılarak bastırılması gerekir. Süt sağılması için baş ve diğer parmaklar yavaşça içe, göğüs duvarına doğru ve ardından birbirine doğru bastırılır. Bastırma işlemi, el göğüs duvarından uzaklaştırılırken devam ettirilir. Bu şekilde süt meme başına doğru itilir. Süt sağma işlemi sırasında acı hissedilmemesi gerekir, acı oluyorsa uygulanan teknik hatalıdır. İşlem tekrarlandıktan sonra süt akmaya başlar. Sağma hareketi ritmik bir şekilde tekrarlanmalıdır. Sağma işlemi sırasında parmak hareketleri yuvarlama şeklinde olmalı, parmaklar ile meme derisi ovuşturulmamalıdır. El meme etrafında döndürülmeli, masaj koltuk altı da dahil olmak üzere tüm memeye uygulanmalıdır. Memeleri elle sağarak boşaltma süresi yaklaşık 20-30 dakikadır. Sıcak ıslak havlu, sıcak duş alma, öne doğru eğilerek memeleri hafifçe sallama süt akımını kolaylaştırır. Öne doğru eğilmek alt bölgelerin de boşalmasını sağlar. İlk başlarda süt gelmeyebilir, birkaç basıdan sonra süt gelecektir. Süt sağılan kap steril edilmelidir.
Lastik Pompa: Elle sağmanın zor olduğu durumlarda şişkinliği azaltarak memeyi rahatlatmak için kullanılır. Temizliği zor olduğu için enfeksiyon olabilir.
Elektrikli veya Manuel Süt Pompaları: Kiralanabilir veya satın alınabilir. Çekiş hız ayarlarına dikkat edilmelidir. Setleri steril edilmelidir.
Ne kadar sıklıkla süt sağılmalı ?
Süt sağılmaya ilk gün, olanak varsa doğumdan sonraki ilk saatlerde başlanmalıdır.
Süt geceyi de içerecek şekilde en az 3 saat aralarla sağılmalıdır.
ANNENİN BESLENMESİ
Anne sütü, bebek beslenmesinde yeri doldurulamayan bir doğa harikasıdır. Emzirme ile salgılanan süt, annenin aldığı besinlerinin bir ürünüdür. Emzirme döneminde annenin beslenmesi hem annenin kendi depolarını koruması, hem de salgılanan sütün yeterliliğini ve verimliliğini arttırmak amacıyla önemlidir. Anne sütünün miktar ve besin yönünden kalitesinin artırılması için annenin bu dönemde artan ihtiyaçlarını karşılaması, yeterli ve dengeli beslenmesi gereklidir. Peki beslenmenin bu kadar önemli olduğu dönemde neler yemeliyiz, nelere dikkat etmeliyiz?
Annenin kendi dokularının korunması, sütle bebeğe geçen proteinin bebeğin doku oluşumu için kullanılması amacıyla annenin yeterli ve kaliteli protein tüketmesi gereklidir. Her gün 1 adet yumurta ve 100 -150 g yağsız et (tavuk, balık, hindi v.b.) veya 1 porsiyon kurubaklagil yemeği tüketilmesi önerilmektedir. Balık tüketiminin haftada ortalama 2 kez olmasına önem gösterilmelidir.
Artan kalsiyum ihtiyacının karşılanması amacıyla kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir. Bu dönem de kalsiyumdan zenginleştirilmiş süt ve ürünleri de tüketilebilir.
Anneler demir içeren gıdaları düzenli tüketmelidirler. Et ve et ürünleri, balık, yumurta, kuru meyveler, kuruyemişler, kuru fasülye, nohut, mercimek demir içeriği yüksek gıdalardır, günlük beslenmede düzenli tüketilmesinde yarar vardır. Ayrıca demirin emilimini azaltan çay ve kahve de yemeklerle birlikte içilmemelidir, demirin emiliminin arttırılması için ise C vitamini içeriği zengin gıdalar (portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber gibi) besinlerle beraber tüketilmelidir.
Emzirme döneminde ihtiyaç duyulan vitaminlerin karşılanması için düzenli ve dengeli beslenilmeli, vitamin ve mineral yönünden zengin olan sebze ve meyveler diyette her öğünde olmalıdır.
Emzirme döneminde süt oluşumu sırasında sıvıya ihtiyaç artmaktadır. Artan sıvı ihtiyacının karşılanması amacıyla her gün 10-12 (2,5-3 lt) bardak su içilmelidir. Mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır.
Çay, kahve yerine ıhlamur, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tüketilmelidir. Fazla tüketilen çay, kahve, koladan annenin sütüne geçen kafein bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Yemeklerle beraber içildiğinde demir emilimini azaltmaktadır. Sigara ve alkol kullanılmamalıdır. Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suyu, ayran, limonata ve bitki çayları tüketilmelidir.
Sizin yediğiniz kurubaklagil, lahana, turp gibi besinler bazı anne ve bebeklerde gaz sıkıntısı yapabilir. Eğer bebeğinizde böyle bir durum gözlemlediyseniz bu besinleri tüketmeyiniz. Ancak herhangi bir gaz probleminiz yoksa haftada ortalama 1-2 kez kurubaklagil yemeği tüketebilirsiniz.
Emzirme döneminde annenin yukarıda belirtildiği gibi yeterli ve dengeli beslenmesi, yeterli sıvı alması, stresten uzak durması, dinlenmiş olması, sık aralıklarla bebeği emzirmesi annenin süt miktarı ve kalitesinin artmasına yardımcı olacaktır.
AŞILAR
Aşı Nedir?
Çeşitli virüs ve bakterilere karşı vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirerek hastalıklara karşı bizleri koruyan biyolojik maddelerdir.
Aşı uygulama yolları nelerdir?
Ağızdan damla şeklinde, kas içine, cilt altına veya cilt içine enjeksiyon yoluyla uygulanır. Aşının cinsine göre uygulama yolları değişir.
Hangi aşıların çocukluk çağında uygulanması gerekir?
Hepatit B, Tüberküloz, Difteri, Boğmaca, Tetanoz, Çocuk Felci, Menenjit, Pnömokok (Zatürre aşısı), Kızamık, Kızamıkcık, Kabakulak, Suçiçeği, Hepatit A ve Grip aşıları.
Hangi aşının ne zaman ve hangi yoldan uygulanması gerekir?
Aşı şeması ülkenin genel sağlık koşulları ve Dünya Sağlık Örgütünün önerileri doğrultusunda zaman zaman değiştirilebilir. Aşağıda sunulan en son önerilen aşı şemasıdır.
Hepatit B: Doğumdan hemen sonra, 1. ve 6. ayda kas içine enjeksiyon yoluyla yapılır.
Tüberküloz: 2. ayda sol omuzdan cilt içine yapılır. 3 ay içinde kabuklanarak iz bırakır. Aşıdan sonra iki gün aşı yapılan yere su değdirilmemesi önerilir.
Difteri-Boğmaca-Tetanoz-Çocuk felci-Menenjit (Beşli karma) aşısı: 2, 4 ve 6 ve 18. aylarda kas içine tek bir enjeksiyonla yapılır.
Pnömokok (Zatürre) aşısı: Beşli karma gibi uygulanır. Ancak aşılar üst üste yapılmasın diye 3, 5, 7 ve 15. aylarda yapılması önerilir.
Kızamık-Kızamıkcık-Kabakulak Aşısı: 12. ay ve 4-6 yaşları arasında kas içine enjeksiyon yoluyla yapılır.
Hepatit A aşısı: 1 yaşından sonra 6 ay arayla iki doz kas içine enjeksiyon yoluyla yapılır. Önerilen 14 ve 20. aylardır.
Suçiçeği aşısı: 1 yaşından sonra tek doz olarak cilt altına enjeksiyon yoluyla yapılır. Önerilen 13. aydır. Daha önce aşılanmamışlarda, 12 yaş ve üstüne 1 ay ara ile 2 doz uygulaması gerekir.
Grip aşısı: 6 aylıktan sonra her sene eylül-ocak ayları içinde tek doz kas içine enjeksiyon yoluyla yapılır. 6-35 ay arası yarım doz ve 2 aşılama ,35 ay-9 yaş arası tam doz ve 2 aşılama, 9 yaş ve üstüne tam doz, tek aşı şeklinde uygulanır.
Ağızdan Polio Aşısı: Beşli karma aşı içinde cansız şekilde bulunan bu aşının bağırsaklarda çocuk felci virüsüne karşı koruyucu etkisinden yararlanmak için 18. ayda ağız yoluyla uygulanması önerilir.
Rotvirüs Aşısı: İlk dozu 3 ay öncesi, 2. dozu 6 ay öncesi uygulamak üzere 2 doz olarak önerilebilir.
Aşıların Yapılmaması Gereken Durumlar
Aşıların yapılmasını engelleyecek faktörler çok kısıtlıdır. Hafif ateş ve ishal sanıldığının aksine aşı yapılmasına bir engel teşkil etmez. Aşağıda belirtilen hastalığı olan kişilere aşı uygulanıp uygulanmaması ve hangi aşıların uygulanması gerektiği konusunda kararın hastayı izleyen hekim tarafından verilmesi gerekmektedir. Belirtilen bu hastalıklar dışında hastalığı olan ya da sağlam olan tüm bebek ve çocukların aşı takvimine uygun olarak mevsim ayırt edilmeden gerekli tüm aşıları yapılmalıdır.
Lösemi, lenfoma gibi kötü huylu hastalığı olan ve diğer kanserli çocuklar,
Aktif verem hastaları,
Ağır derecede zatürre, böbrek yetmezliği, metabolizma hastalıkları gibi hastane tedavisi gerektirecek durumda olanlar,
Kortizon tedavisi görenler,
Işın (radyoterapi) tedavisi görenler.